Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ayson Karabağ

Aysel Öztürk ‘den Sessiz Çığlığın Ayak Sesleri ve Şiddet

Aysel Öztürk ‘den Sessiz Çığlığın Ayak Sesleri ve Şiddet

Şiddet”in merhameti yoktur, vicdan yapmaz, genelde kötülükle beslenir ; bardağın iyi tarafından bakmaz; İnsanın, insani duygulardan koptuğu anda şiddet sahnesinde yerini alır. Tek hedefi vardır oluştuğu andan itibaran eğlemini gerçekleştirmek.

Çevremize baktığımızda hemen, hemen hepimizin sıkça duyduğumuz kulağımıza hiçte yabancı gelmeyen bir karabasandır “Şiddet” Yaşanmasa bile yaşananları, İnsani ve vicdani değerlere sahip, her bireyin empati yaparak, hissetmesi gereken bir sorumluluk duygusudur. Neden?, Nasıl?, Niçin? sorularının cevabını bulabilmektir aslolan. “Şiddet” Aileden başlayarak Ekonomik, Kültürel, Sosyal Çevre ve Dijital Teknolojinin gelişimi ile birlikte, suç oranlarının giderek artış göstermesi , aynı zamanda sosyolojik travmanın’da bir göstergesidir. Neredeyse her gün bir haber programına konu olmuş, çeşitli şiddet ve istismara maruz kalmış, bir çok hayatların karardığını duyarız. Kadınlara, Çocuklara, Hayvanlara yapılan, şiddet, baskı ve istismarların yanı sıra, sahipsiz ve kimsesizlerin, yaşlıların, barınmak zorunda kaldıkları, ortamlarda yaşadıkları mağduriyetler, Hepsinin hikayeleri farklı olsa’ da, yaşamları ve yaşadıkları olaylar benzerlikler göstermektedir. “Şiddet” Sessiz çığlıkların,Köreltilmiş ve bastırılmış duyguların dışa vurumudur. Umutsuzluk, çaresizlik, yokluk ve yoksunluk gibi; Ekonomik nedenler başta olmak üzere aile, çevre, sosyal ve kültürel baskıların’ da bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

“Şiddetin Panzehiri ise “Sevgidir” Sevgi öyle bir aşılanmalıdır’ ki kötülüğün “K” si bile kalmamalı. Öğle bir sistem geliştirilmeli’ ki insanlığın tek ilacı “Sevgi” olmalı. “Sevgi bazen bir bakış, bazen bir gülüş, bazen’de bir dokunuştur. Yeterki sevgi dilini kullanmasını ve muhtaç hayatlara dokunulmasını bilelim.

Toplumsal Erezyona sebebiyet verebilecek kaynakların dibine, sevgi tohumları ekilmeli, “Şiddet”in “Panzehiri” Dünyayı kucaklayan ve içinde barındıran, Sevgi kavramı “ Eğitim ve Öğretim” yoluyla toplumlara ve yeni yetişen nesillere öncelikle aşılanmalıdır. “Şiddet” Bazen ruhsal bir hastalık olarak karşımıza çıkarken; Bazen yüksek “Ego”nun tatmini olur. Bazen Platonik bir aşkın ürünü iken, Bazen Stratejik bir akıl olur, Bazen de Siyasetin dili. Günümüzde insani değer yargıları bile ekonomik değerlerle ölçülürken, “şiddet” aynı zamanda parasal gücünde göstergesi olmuştur. Aslında, “İnsanlığın karanlık’ta kalan, adıdır “Şiddet” Sosyolojik bir vaka olan şiddetin ayak seslerine kulak verilmesi, olası tehlikelerin oluşmadan önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Acil eylem planlarıyla birlikte, Sosyologların

gözetiminde ve uzmanlık alanlarına göre masaya yatırılarak ele alınıp, kanayan bu toplumsal yaraların biran önce sarılması gerekmektedir. Görülüyorki Sosyolojik bir patlamanın neticesinin yaratmış olduğu infilak ancak Sosyologlar tarafından araştırılıp, çözümlenebilir. Biran önce önlerinin açılması ve çalışma alanlarının genişletilmesi, hem ülkemiz, hem de toplumumuz adına büyük yararlar sağlayacaktır.

Aysel Öztürk/SMMM/Adli Muh. Uzm.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER